Just another WordPress.com site

Cisco geçtiğimiz günlerde gençlerin internet kullanımları üzerine yapılan araştırmanın sonuçlarını yayınladı. 14 ülkeden 3000’e yakın 18-30 yaş arası üniversite öğrencisi ve genç profesyonellerin katılımıyla gerçekleştirilen bu araştırma, internet ve sosyal medyanın hayatımızdaki önemini bir kez daha gözler önüne serdi.

Araştırmanının sonuçlarına göre, katılımcıların 2/3’ü “Bana internetimi verin, lükslerim olmadan da yaşarım” diyerek internet kullanımını birçok ihtiyacının önüne koyuyor. Hatta her 3 kişiden biri artık interneti hava, su ve yiyecek gibi temel ihtiyaçların arasında görüyor.

Sosyal ağların kullanımı değerlendirildiğinde ise, her 10 kişiden 9’unun Facebook hesabının olduğunu ve bunların %25’i arkadaşlarının hayatlarıyla ilgili gelişmeleri ve diğer haberleri Facebook aracılığıyla takip ettiğini görüyoruz.

Internetin yanısıra, gençlerin 2/3’ü, laptop ve telefon gibi mobil cihazların hayatlarında çok önemli yeri olduğunu düşünüyor. Ancak burada altı çizilmesi gereken bir nokta var: Geçtiğimiz senenin sonuçlarına göre laptoplar ile akıllı telefonlar arasındaki fark hızla kapanıyor. Bu sene katılımcıların %20’si laptopunun en önemli eşyası olduğunu vurgularken, %19’luk bir kesim ise oyunu akıllı telefonlarından yana kullandı.

Genç profesyonellerin iş yaşamındaki internet ve sosyal medya kullanımı göz önünde bulundurulursa, katılımcıların %33’ü iş yerlerinde sosyal medya sitelerine kısıtlama olmadan erişebilmeyi, maaşlarında yapılacak bir artışa yeğliyorlar. Bu da yeni jenerasyonun iş yerindeki motivasyon ve beklentilerinin artık sadece paradan ibaret olmadığını gösteriyor. Bunun yanısıra katılımcıların 4/5’i işte kullanacakları mobil cihazları kendileri seçmek ve -iş &kişisel hayatlarının bağlantılı olduğu gerekçisiyle- bu cihazların kişisel kullanıma ve sosyal medya sitelerine açık olmasını istiyor.

Teknoloji dünyasında yeni bir patent davaları artık kimseyi şaşırtmıyor. Konuyla ilgili haberlere hızlıca göz attığınızda dev firmaların patentler yüzünden ne kadar şaşırtıcı yöntemler sergilediklerini görmek mümkün. Fakat bu alandaki tek değer patentler değil, marka tescilleri de son derece önemli.
Örneğin milyarlarca dolar değerinde olduğu ön görülen Twitter için “tweet” kelimesinin tek sahibi olmak çok kritik. Fakat ilginç bir şekilde Twitter bu kelimenin marka tesciline sahip değil. Onun yerine tweet kelimesi yaklaşık 27 bin civarında Twitter kullanıcısının reklam geliri elde etmesine aracı olan Twittad adlı firmaya ait.
2008 yılında “Let your add meet tweets” sloganını kullanan firma slogandaki tweet kelimesinin marka tescilini yaptırmak için başvurduğunda, şaşırtıcı bir şekilde başvuru onaylandı. Çünkü, daha da şaşırtıcı bir şekilde, o dönem kimse bu başvuruya itiraz etmedi…
Twitter durumun önemini ancak 2009 yılında fark edebildi. O tarihten sonra iki kez tweet marka tescilini elde etmek için başvuruda bulundu fakat her iki başvuru da reddedildi. Twitter bunun üzerine her büyük teknoloji firmasının yapacağı şeyi(!) yaptı ve konuyu mahkemeye taşıyarak, tweet’in marka tescil haklarını hakim eliyle kendilerine verilmesini istedi.
Dava henüz sonuçlanmadı ama Wall Street Journal’ın haberine göre Twitter bu konuda mutlu sona çok yakın. Mahkeme devam ederken Twittad ile masaya oturan Twitter sonunda karşı tarafı tweet marka tescilini kendilerin vermesi için ikna etmeyi başardı.
Twittad’ın 32 yaşındaki yöneticisi James Eliason yaptığı açıklamayla Twitter’ın davadan vazgeçmesi koşuluyla marka tescilini Twitter’a devredeceklerini açıkladı. Anlaşmanın koşulları hakkında bundan daha fazla bilgi verilmedi ama Twitter’ın bunun karşılığında yüklü bir ödeme yapmamış olma ihtimali çok yüksek.
Eliason’ın şu sözleri de iş dünyasının var olan koşullarında bu işlerin nasıl yürüdüğünü gayet güzel özetliyor: “Bu olaydan öğrendiğimiz ders; her şeyin marka tescilini yapıp, her şeyi patentlerle koruma altına almalısınız”.

“Minik AlışveriÅŸ” Kurumsal Kimlik Çalışması, Logo ve Web Sitesi Tasarım Hizmetinin Yapımına BaÅŸladık…

Kim Korkar Sosyal Medyadan

http://ping.fm/qiEfu

“Yarın facebook fan sayfanızı hemen yayına alalım.”
“Size şöyle bir oyun yapalım, çok fazla tutar.”
“Facebook’ta patlayacak bir viral video çekelim.”
“Bloggerlara ürünlerimizden gönderelim, onlar bizi yazacaklar zaten.”
diyenlerden tutun da
“Facebook’ta bayan profili oluşturup arkadaş sayısını artırırız, sonra da
bu kişilere ürünümüzle ilgili tanıtıcı reklamları paylaşırız.”
fikrini önerenlerin olduğu bir ortamda sosyal medya iletişimi yapmak ve kurgulamak da
markalar için gerçekten zor.

Bunu görüştüğüm onlarca marka yöneticisinden duymak da işin vehametini gösteriyor.

Durum böyle olunca markalar sosyal medya iletişiminden haliyle korkuyorlar.
Yöneticilerin kafaları çok karışmış. Şu ana kadar ya hiç adım atamamışlar ya da her attıkları adımda korkarak davranmışlar.

Kötü haberler böyleyken, güzel haber ise şu: Çoğu marka sosyal medyanın
öneminin farkında ve harekete geçmek istiyor. Bazıları çoktan başladı
az bir kısmı ise hızlı bir şekilde sosyal medyada öncü olmak için
bütçelerini dahi artırıyor…

Anlayacağınız sosyal medyada konuşacak cesur markalar ve onlara
doÄŸru iletiÅŸimi sunacak ajanslar hala aranıyor…

Samet Ensar Sarı
http://ping.fm/pzhve

http://goo.gl/IVrMW olaaaylar olaaylar…

Web Tasarımı ve SEO hizmetlerinde standartları CinFikir ile aşın… http://CinFikir.com

ErdoÄŸanlar Uluslar Arası Nakliyat http://www.erdoganlarnakliyat.com Ağır Nakliyat ve Proje Taşımacılığı alanında uzaman…

Etiket Bulutu

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.